16 Mayıs 2010 Pazar

Başlangıç

Aslında, sizler gibiydim; ben de doğdum, hem de sıcak bir temmuz akşamında ve benim de düşlerim vardı aşk denen saçmalık hakkında, hatta sevgilim kuzeniyle çok sıcak dakikalar geçirene kadar ben de ilk öpücüğümü düşledim ve kardeşimin odasında alıştığım yalanları söyleyen bir sürtük ile olana kadar ilk seferimin şiirlerdeki gibi olacağını düşündüm hep. Belkide gerçekten kaz kafalıydım ki insanlar bana gerçekleri söylediklerinde onları dinlemedim, yapılabilecek en büyük fedakarlıkları yaptım ve daha sonra büyük bir öfke ile yapılabilecek en büyük kötülükleri yaptım.

Geçmişe dönüp baktığımda, hiç birinden pişmanlık duymuyorum, bir tanesi hariç, Ece, seni aldatmamalıydım. Geçmiş dedim de, hepsi geçmişte kaldı, şu satırları yazan kişi emekli bir çapkın başka bir değişle içi geçmiş bir orospu, artık kimseyi öldürmek istemeyen bir katil...

Kendi kişisel cehennemimde, geçmişteki o tek suç için kendimi cezalandırırken ve ikinci şansı hak etmeyenlere o şansı verirken bir yandan da itiraf edeceğim, hatırlayabildiğim kadarını. Benim ve onların hatalarından çıkarttığım dersleri de anlatacağım yoksa bu cehennemden kaçış için olmayan bir tanrıya yakarıştan fazlası olamaz bu itiraf name.

Bu oyun iki kişilik, en kötüsü ise her oyun gibi, her dans gibi zincir en zayıf halkadan kopuyor, en zayıf olan kadar güçlü oluyor birliktelik.

Perdeler açılsın, oyun başlasın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder