Belkide 30. kez duyduğum yalanı bir kerede daha duymamı sağlayan Buket'den (Buket Baklacı) sonra aslında hiç bir şey değişmedi; yine insanlar birbirleriyle oyun oynuyor ve yine insanlar kendilerine acı çektirene gitmek için artık alışılagelmiş bahaneleri uyduruyor. Buket'in "Böyle bir ilişkiye hazır değilim, sen mükemmel birisin, yoksa bu kadar bile sürmezdi." değişini geçen yıllar içinde tekrar tekrar duydum. Bundan seneler öncesinde olduğu gibi.
Sanırım adı Seda idi, olmayabilir de, beyaz tenli olan benim yanımda simsiyah görünen esmer güzeliydi, tabi ayrıldıktan bir sene sonra gördüğümde daha çok bira fıçısına benziyordu; bu da başka bir hikaye tabi. Onunla ilgili bir şeyler hatırlamaya çabalasam da ablasıyla son derece keyifli bir sohbet ettiğim ve ailesi tarafından sevilen ilk erkek arkadaş olduğum dışında pek bir şey hatırlamıyorum ha bir de ağzımda pizza varken dudaklarıma yapışması. Anımsadıklarımdan yaptığım çıkarımla çok da zeki bir kadın olduğunu söyleyemem, elinde makinasıyla, İstanbul'un en iyi okullarından birini kazanmış birine kendini yamaması da bunun göstergesi olabilir. Ortalama bir Akdeniz kadını, kimisi arabası olan biri ister, kimisi ise iyi bir okulda olan birisi, o ise ikinci seçeneği seçti.
Şu anda beni İstanbul içerisinde tek başına bırakanlara ve sokaklarda sürünmemi sağlayan insanlara teşekkür etsem de o dönemde oldukça acı bir deneyimdi, okulu bırakmam gerekti lakin bu nedenlerden sadece bir tanesiydi, asıl neden için önce bahaneyi duymamız gerekli.
Her zaman uğradığımız, pizzaları iğrenç fakat fiyatı iyi olan o garip mekanda idik, dürüst olmak gerekirse, yıkılmış olduğunu umuyorum, pizzaları gerçekten kötüydü. Seda, dudaklarını ekşiterek "İki sene sonra ÖSS'ye gireceğim, sen çok iyisin ama ders çalışmaktan sana vakit ayıramayacağım." dedi, ben de gülümseyerek "Ben de gireceğim, daha az görüşürüz hem derslerimizin bir kısmı ortak olacak." dedim. Konuşmanın zaman zaman kaydığı yerler gerçek bir komediydi, trajik bir komedi. Buket'in (hikayenin başında bahsettiğim Buket değil) bahane bulma konusundaki başarısını gösteremedi ve Yağmur Yaşar'ın bahane seviyesinde kalıverdi. Uzun süre boyunca hiç görüşmemek, hiç telefonlaşmamak lakin bu bahaneleri kısa sürede çözüldüğünden, bir ya da iki gün daha beklemesi gerekti büyük konuşmayı yapmak için.
Bir akşam üstü idi, sadece yürüyelim derkenki o mide bulandırıcı ses tonundan tahmin ettim minicik beyninden geçenleri. O an, aklını başına alacağı konusundaki tüm umutlarım tükeniverdi. Yüzü ekşidi, ve o klasik repliği tekrarladı "Sen mükemmelsin, seni çok seviyorum bu yüzden ders çalışamıyorum, bitsin." Yüz ifadesine en fazla üç kere bakabildiğimi hatırlıyorum, üstüne kusmak hiç de centilmence olmazdı, gün batımı fotoğrafımı çekmeyi bitirdim ve de "İyi, tamam." değip başka hiç bir şey demeden oradan uzaklaştım.
İki hafta sonra, onu sadece yatakta oyuncak olarak gören biriyle birlikte olmaya başladı, defalarca aldatılmasına rağmen o adamdan ayrılmadı yahut geri birleşti. Olayları gözlemeyi sevdiğimden olsa gerek, ona"aşık" olduğu için ayrılmadığı sözlerini de ondan duyabildim. Beni düşünmediği için o kadar çok çalışmış olsa gerek ki, aşık olduğu adamın olduğu, aşık olduğu şehirdeki bir üniversiteyi kazandı tek bir farkla, Hukuk fakültesine gireceğim derken Maliye bölümünü kazandı. O dönemler sabırlı biri olmalıymışım ki, her şeyini kaybettiği anlarda sergi açtığım yerlerde fotoğraflarımı gördüğünde girdiği mesajlaşma krizlerine bir kaç kere dayanabildim. Sonunda, edinilebilecek tüm veriler edinildikten sonra zamanın akışıyla silinip gitti.
İlk seferde kendisine postayı koyabilirdim yahut hiç başlamayabilirdim, evet lakin hem kendi için hem de benim için çok daha iyi bir geleceği sağlayan başka bir karar verebilirdi de. Eğer aşık olduğu yani, onu üzen erkekle olmasaydı neler olabilirdi? Yine ayrılabilirdik, bir süre sonra iletişimimiz kalmayabilirdi lakin her şey bittiğinde geride mide bulandıran anılar ve maliye bölümü kalmayacağı konusunda bir iddiam var.
Düzeltme: Seda değil Esra.
16 Mayıs 2010 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder